17 Nisan 2012 Salı

Yine İstanbul'daydım

Yine Sağlık kontrolüm için  İstanbuldaydım.İşimiz erken saatte bitince Önce biraz istinye park ziyareti.Ben gezinirken eşimde Kahvesini yudumluyordu.Ama onu Kahve keyfinde yanlız bırakmaya kıyamadığımdan mıdır yoksa benimde canımın kahve istediğinden midir bir saat sonra bende ona katıldım .Eşim bu sefer Ortaköy e gidelim mi? diye sorunca,hemen hadi o zaman dediğimi hatırlıyorum da,  taksiye apar topar nasıl bindiğimizi hatırlamıyorum.Sinirli genç bir taksi şoförüyle hızlı bir yolculuk.Trafik sıkışıklığı.Galatasaray-Beşiktaş Maçının ,insan kalabalığı arasından sıyrılmamız.İlginç bir yolculuktu.Her gün bu trafiği yaşamak zordur herhalde insanın sinirleri dayanmaz bu strese dediğimde ; Şoför Biz sinirlerimizi aldırıyoruz,birde her söyleneni duymuyoruz.Duysan insanın başı belaya girer dedi.İnsanların ağzı bozuk ,küfürün bini bin para.Kadınlar bile trafikte ağzını bozuyor,hareket çekiyor,duymayacaksın ,görmeyeceksin dedi.Meğer şoförümüz bu konulardan dertliymiş.Ben de yaraya tuz basmışım meğer istemeden.Neyse Ortaköy e yakın bir yerde inip biraz yürüyerek sahile ulaştık.Biraz gezindik.Eşim boğaz turu yapalım mı? deyince.Biraz irkildim.Çünkü beni deniz tutar.Birazda hava rüzgarlı galiba falan dedim ama baktım baya ısrarcı. Tamam be dedim.Battı balık yan gider.Bin kızım Canan Bu kadar insan biniyor sende bin, bir cesaret bindim Gezinti teknesine.Hava aslında çok güzeldi.Korkunun ecele bir faydası yok derler ya benim ki de öğle oldu işte. On dakika içinde hareket ettik.Gerçekten İstanbulu denizden görmek harikaymış meğer.Bu fırsatı tepmediğime çok sevindim.Eşime de buradan teşekkür ediyorum.Biraz ısrarcı davranmasa ben asla ayağımı o tekneye atmaz, hatta civarına bile yaklaşmazdım.


".Teşekkürler Nail Bey Israr Edip Beni Boğaz Turuna Cesaretlendirdiğiniz İçin"


Teknede Türk olarak bir elin parmakları kadardık anca.Geriye kalan yolcuları turistler oluşturuyordu.Bu boğaz turu çok hoşuma gitti.İnsan kalabalığından ve trafikten uzak İstanbulu başka bir gözle seyre doyamadım.Eşime geldiğimizde gene bunu yapalım dediğimde Hayret dolu gözleriyle bana bakıp sadece şaşkınlıktan  başını  sallayabildi .Onu şaşırtmıştım buda benim hoşuma gitti.İşte bende adamı böyle şaşırtırım..
Turumuz bir saat sürdü.Denizden o boğazın incisi eski yalıları görmek farklı duygular uyandırdı içimde.Bu sefer incik boncuk alamadım ama keyifli anlar yaşadım.Çoğunuzun İstanbul u iyi bildiğini biliyorum.Belki sonsuz sayıda fotoğrafını gördünüz.Ama isterseniz birde benim gözümden görün İstanbul u.Bu günlükte bu kadar. 
Sevgiyle ve Muhabbetle kalın.


İşte  benim gözümden İSTANBUL..............................................................................................................
(Eşimin Ortaköy e götürme sebebi.Şöyle boğaz köprüsünü tüm güzelliğiyle göremedim diyordum.Oda her iki köprüyü de görebilmem için seçmiş.Havaalanına dönerken saat 21.30 civarı gece manzarası daha güzeldi.Taksimden Havataş servis otobüsüne bindik.Otobüste de Fotoğraf çektim  fakat cam parladığı için o kareler yok onuda siz hayal edin artık.)



























Atamın Savarona sını gördüm.Ama ona Millet olarak iyi bakamamışız.



Şu Martı olup İstanbul semalarında süzülmek güzel olurdu















 

















13 Nisan 2012 Cuma

Haftanın son sözü...



İnsan daima başına gelen felaketleri sayar,
Sevinçleri değil.
Eğer saysaydı, 
Dünyanın kendisine yeterince Mutluluk sunmuş olduğunu anlardı....


Dostoyevski




       Her nedense hep felaketler derin izler bırakıyor. Unutmamız zor, hatırlamak o kadar kolay oluyor.Sevinçlerse sabun köpüğü gibi o an çok büyük 
görünüyor gözümüze . Ama en küçük bir şeye değdiğinde patlayıp unutuluyor.
Hayat değirmeni mutluluk ve sevinçleri daha çabuk öğütüyor galiba.Tadını çıkaramadan,değerini anlamadan elimizden kayıp gidiyor. Felaketler ise kalbimizi yaralıyor kanatıyor.İyileşmesi uzun sürüyor. En ufak bir darbede yara tazeleniyor.Bu yüzden onları sayar oluyor insan.

Mutluluk defteri mi tutmaya başlasak ne yapsak.Küçük sevinçleri gözden kaçırmamış oluruz.Dönüp tekrar tekrar okuduğumuzda hissettiğimiz mutluluk
geçirdiğimiz felaketlerin yaralarını daha çabuk iyileştirir belki.

Sevinçlerin çoğaldığı, felaketlerin azaldığı bir yaşam kucaklasın hepimizi.

Sevdiklerinizle birlikte bol sevinçli ve paylaşımlı güzel bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.

Sevgiyle kalın.....



11 Nisan 2012 Çarşamba

Kefirli ve Elmalı Kek

Naçizane bende bu gün bir kek tarifimi paylaşmak istiyorum.
Çayın ve Kahvenin yanına çok yakıştığını düşünüyorum.
Benim misafir ve müşterilerimize sık sık yaptığım keklerden biri.
Bakalım sizde beğenip deneyecek misiniz.



MALZEMELER:

-3 Yumurta
-1 Su Bard. Kefir
-2 Su Bard. 1 parmak eksik esmer şeker(İsteğe bağlı toz şeker)
-1/2 Su Bard.Zeytin yağı
-4 veya 5 yeşil ekşili elma
-1 Çay Bardağı iri kıyılmış Ceviz içi
-1 Vanilya
-1 Kabartma Tozu
-1Yemek kaşığı dolusu Tarçın
-3 su bard. tam buğday unu

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

-Önce elmalar soyulup iri şekilde rendelenip suyunu çekene kadar Yarım su bardağı şekerle birlikte pişirilip soğutulur.
-Yumurta ve şeker kabarana kadar (şeker eriyene kadar) çırpılır. (Kalan şeker miktarı eklenir)
-Kefir,zeytinyağı ilave edilir.
-Un ,kabartma tozu ve vanilya elenerek karışıma yedirilir.
-Soğuyan elmanın içine Tarçın ve ceviz eklenip karıştırılır.
-kek karışımına yavaş yavaş fazla karışım dağıtılmadan ilave edilir.
-yağlanıp unlanmış kek kalıbına dökülüp 175' derecede40-45 dakika Pişirilir.

NOT: Ben pişip pişmediğini Çöp şişle kontrol ediyorum.Kolay oluyor .Bilmeyene tavsiye ederim.
bıçaktan daha iyi bir çözüm.Soğutup keserseniz daha iyi sonuç alırsınız.

AFİYET OLSUN::::::Ağız tadıyla Muhabbetli sofralarda yiyin.



GÜNÜN SÖZÜ......

Aldırmadan gidemiyorsan,
Aldırmadan kalmayı bilmeli insan.
Çünkü henüz icat edilmedi;
Anlamayana anlamayı öğretecek bir Lisan.........



Pablo Neruda


10 Nisan 2012 Salı

Teşekkürler..

Cumartesi akşam üstü zil çaldı.Aşağıdan basılmıştı.Kızım açtı kapıyı.
Gelen Kargo şirketinden bir elemandı.Kızım anne sana paket gelmiş dedi.
İmzamızı atıp arkadaşı yolcu ettik.
Kızım hadi aç aç diye başımda merakla bekliyordu.
Ben de onu daha fazla meraklandırmadan (ama kendi merakımı belli etmeden)
hediye paketimi açtım.
Hediyem Fadinin El Emeği blogunun sahibesi Fatma arkadaşımdan geliyordu.
Beni el emeği kolyen, ve kızlarım için olan bileklikler anlatamayacağım kadar çok sevindirdi.
İçinden çıkan el emeği kartı okuduğumda,evimin içinde sevgin dolanmaya başladı.
El emeği göz nurun için çok çok teşekkür ederim.
Bunu tek başına paylaşmak istedim.Bir şeylerin yanına
sıkıştırmak istemedim.Yazın severek takacağım.




Hediyeleşmek gerçekten güzel bir şey.
Hele de karşılık beklemeden verilen hediyeler.
Beni hep mutlu etmiştir.
Bir de hediyeyi alan gerçekten memnun olmuşsa,değmeyin keyfime.
Ama şimdilerde sadece küçük çocukları  mutlu edebiliyorsunuz.
Yada büyükler mutlu görünmekten korkar olmuşlar.
Duygularını açıklamaktan ,sözlere dökmektem çekinir olmuşlar.
Sözlerde değil,gözlerde bile göremiyoruz o pırıltıyı,heyecanı.
Her şeye doyulduğu için mi? Hayat gailesinden mi? bilinmez.
Sevinmeyi bile unutuyor kalpler.O bir sakıza sevinen çocuklarda kalmadı...
Doğduğu andan itibaren o kadar çok şey alınıyor ki.
Hediyenin değerini bilmiyorlar.Bizlerin sayesin de doyumsuz oluyorlar.

Oysa ki ilk okul ikinci sınıftayken hediye ayakkabımla beraber uyuduğumu
hiç unutmam.O kadar sevinmiştim ki.Geceyi ondan ayrı geçirmemek için onu gece yatağıma
almıştım sessizce..

Başkasına alınan bir hediyeyi kendime zannedip,benim olmadığını öğrendiğimdeki hayal kırıklığım..
Bu yaşlarda bile içimi burkar.
Oysa onu alanda benim mutlu olacağım kadar mutlu olmamıştı.
Hediyesine mana bulmuştu.Neden saçları sarı değil diye.
Ne acı bir çelişki . O yaşlarda bile kafamı kurcalamıştı..Kimi alır beğenmez,
kimide verilsin diye bekler,hediyesine ulaşamaz...

Boş verin verdiğimiz insanı mutlu edemesek bile, hediye vermekten kendimiz
mutlu oluyorsak devam edelim hediye vermeye.
Birinde olmaz sada öbüründe mutlaka o mutluluk pırıltısını
samimi olan gözlerde buluruz.

Bu günlükte bu kadar. Hediye alıp, verecek sevdiklerimizin hiç bitmemesi dileğiyle,
Sevgiyle kalın.(Mutlu olduğunuzu karşınızdakine bir şekilde hissettirin bence.)




9 Nisan 2012 Pazartesi

Günün Sözü


Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişirsen;
Hem yolunu kaybedersin, hem dostunu........


                                                         Necip Fazıl Kısakürek      




Yeni bir hafta daha başladı.Yeni umutlar ,yeni başlangıçlar,yeni mutluluklar hepimizle olsun.